Haberi Paylaş!
POP-KÜLTÜR
02.04.2019

İş Sanat Kibele Galerisi'ndeki Gürol Sözen sergisi, 20 Nisan'a kadar devam ediyor

İş Sanat Kibele Galerisi, Gürol Sözen’in “60. yıl… ve Onlar” sergisiyle sanatseverleri uzun soluklu bir dönemin özenli çalışmalarını görmeye davet ediyor.  20 Nisan’a kadar devam edecek bu çok özel sergiyi Sözen’den dinledik.


İş Sanat Kibele Galerisi, 19. sezonunu, 25 Eylül’de, Türk figüratif resminin usta isimlerinden Mustafa Ayaz ile açmıştı. İstanbullu sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği bu serginin ardından İş Sanat Kibele Galerisi’nin 2018-2019 sezonu için sanatseverlere buluşturduğu ikinci isimse Erol Kınalı oldu. Heykeltıraş ve ressam Erol Kınalı’nın uzun sanat hayatının en önemli çalışmalarını kapsayan retrospektif sergi, 29 Aralık’a kadar devam etti. Sezonun üçüncü sergisi, heykel sanatçısı Maria Kılıçlıoğlu’nun 9 Ocak’ta başlayan “Evrenin Nabzı” retrospektif sergisiydi. 23 Ocak’a kadar süren serginin ardından da 5 Mart’ta ressam, yazar ve sanat tarihçisi Gürol Sözen’in “60. yıl… ve Onlar” sergisi sanatseverlerle buluştu. Sözen’in yaşamı boyunca gerçekleştirdiği desenler, suluboyalar, yağlıboyalar, ikonlar, heykeller, gerçekleştirdiği tasarımlar, yazdığı kitaplardan seçmeler ve sınırlı sayıdaki koleksiyonlardan derlenmiş yapıtları 20 Nisan’a kadar ziyaret edebilirsiniz. Serginin en dikkat çeken bölümünü, sanatçının uzun bir süreden beri üzerinde çalıştığı “Kurtuluş Savaşı / Kuvayi Milliyecileri“ eserleri oluşturuyor. İlk kez sergilenecek bu çalışmalarında sanatçı, 1919-23 yılları arasındaki destansı savaşın başlangıcını, Anadolu halkının onurlu destanını; tedirginlik, gerilim, kuşku ve yoksulluk içindeki başkaldırısını ve özgürlük arayışını resmediyor. Gürol Sözen, sergiye dair merak ettiklerimizi şöyle anlattı:


Bize serginin sizin için anlamından söz eder misiniz?
Sanırım, yıl dönümlerinin sanat dünyasında pek bir anlamı yok. Ama alışkanlık işte; dostlar alışverişte görsün. Anneler, babalar, sevgililer günü gibi bir güne sığdırılan “Öptüm, baaay” gibi yapay kutlamalar bunlar! Sorum şu: Geçen onca zamanda neredeydiniz? Amcalar, dayılar, baldızlar, kayınçoların ne günahı var? Şaka bir yana, ilk sergimden bu yana geçen 60. yılı inanın hiç düşünmedim ama sorguladım. ¨Dediğim dedik¨ bir coğrafyada, 12 bin yıllık bir uygarlığa sahip çıkmayan, hatta sayısı kabarık okumuşların başını bile çevirip bakmadığı bir toplum için ne yazar yarım yüzyılı aşan bir zaman diliminde yazıp çizip boyamak? Sevgili dostlarımı ayırıyorum tabii ki. Ayrıca hiç yüzümü görmemiş bir okurun ve izleyicinin gelip eskiden yayınlanmış kitabımı imzalatması, yıllar önce hakkımda çıkan gazete kupürlerini saklayıp bana göstermesi bu sergide bir umut oldu benim için. Yakında kendi adımızı bile unutursak hiç şaşırmam.

“60. yıl… ve Onlar”, alışkın olduğumuz retrospektif sergilerin çok ötesinde kurgulanmış. Bu kurguyu yaparken nelere dikkat ettiniz?
Sayısı 140’ı aşan eserlerin kurgusunu değişik kılan; kronolojik bir sıralaması olmayışı. Basında da tanımlandığı gibi “Yan yana iki yağlıboya eser arasında yıllar var ama cesaretli bir karşılaştırma” tanımını özenle korudum. Kendimle hesaplaşmayı severim. Bu ¨züğürt tesellisi¨ olsa da keyif alıyorum kendimle dalga geçmekten. Evet… Amacım; alıcısı olmayan bu uygarlıklara da borcumu ödemek.


Resim, heykel, sanat tarihi ve yazarlık gibi çok farklı alanlarda üretim yapan birisiniz. Sizin için hangisi daha ön planda?
Hangi koşulda olursa olsun, güzel olanı paylaşmak en büyük tutkum. Bu nedenle radyo, televizyon, yazılı basın ya da bir zamanlar danışmanlığını yaptığım kültür kuruluşları ve üniversitelerde bunları inadına paylaşmak çok hoş ama zor artık. Sözünü ettiğim, umursamadığımız, kabullenmediğimiz ve hatta adını bile bilmediğimiz 12 bin yıllık uygarlıkların Anadolu’su, doğa gibi alıcısını bekliyor. Bakalım hangi kuşak sahiplenecek? Bir soru geliyor aklıma; binlerce yıl önce yaşayanlar mı her alanda evrensel eserler ürettiler, yoksa onca teknolojik olanaklar içinde bol kepçeden nasiplenenler mi? Yanıtı zor ise işin içinde hinoğlu hinlik mi var? Sözünü ettiğiniz onca işi bir arada yapma isteğim yalnızca bu görkemli doğa ve kültürel mirasa olan tutkum. Yani ¨çulsuz¨a işi kaptırmadan damak tadında yaşayabilmek…

Bundan sonrası için projeleriniz neler?
Bundan sonrasını bilmiyorum. Büyüklere yazdığım küçük masallar kitabım var, basılmayı bekleyen... Tabii ki “…ve onlar’ın izini resimlerimle sürdürmeye devam edeceğim; bir boyacıya düşen boyalarını kurutmamak!